17 Eylül 2007 Pazartesi

İki Tekerlekliler Saygı İstiyor mu?

Trafikte hemen hergün mutlaka iki tekerlekli araç kullanana rastlıyoruz. Kimi zaman bir motorsikletli kimi zamansa sadece bir bisikletli oluyor. Acaba bu arkadaşlara trafikte yeteri kadar saygı gösteriyor muyuz, ya da onlar saygı görmek istiyor mu?

İster motorsiklet olsun ister bisikletli, her ikisinde de kullananlar kendileri sanki trafikte yan bir unsur olarak görüyorlarmış gibi geliyor. 4 tekerlekliler yolların ilk hakimi, 2 tekerlekli kullananlar yolun kiracısı sanki. Yolun sadece ufacık bir kısmını kullanrak kıyıdan köşeden bir yerlere varmayı hedefliyorlar. Sıkışık trafik olsun aralarda sıyrılayım, kırmızı yansın öne geçeyim, girilmez yol olsun ben gireyim... Böyle düşünenlere saygı göstermek gerekmiyor, hele bu filmdeki gibi gidenlere hiç gerekmiyor.

11 Eylül 2007 Salı

Nói Albínói


Pazartesi gecesi CNBC-E'nin Dünya Sineması kuşağında izlediğim film 2003 İzlanda yapımı Noi Albino'ydu. Yönetmen Dagur Kári.




Konusu İzlanda'da küçük bir kasabada yaşayan Noi isimli bir gencin kısır yaşam döngüsünde yaşadıkları, bu döngüden kurtulma isteğinin doğuşu ve bunu denemesi şeklinde. Pek akıcı bir film olmasa da herkesin içinde oluşan kaçıp gitme düşüncesi güzel bir biçimde anlatılmış.


7 Eylül 2007 Cuma

29 Ağustos 2007 Çarşamba

Kutup Ayısı Avı

Kutup ayılarını derileri için avlarlarmış. Ama bu iş kolay olmazmış.

Derilerinin altındaki ortalama 10cm'lik yağ tabakası ayıların buzlu sularda donmasını engellediği gibi hem de onları bir zırh gibi korurmuş. Küçük ateşli silahlarla ayılarda öldürücü yaralar açmak mümkün olmaz, büyük silahlar da derileri paramparça edip kullanılmaz hale sokarmış. Kutup ayısını avlamak için alnındaki özel bir noktaya yakından ve tek el ateş edilmeliymiş…

Kutup ayılarının koklama ve işitme duyuları da güçlü olduğundan iki metre yükseklikteki karın altındaki fok balığının kokusunu veya 30km uzaktaki yaralı hayvanın kan kokusunu hissedebilirlermiş. Bununla birlikte en ufak bir çıtırtıyı bile duyabildiklerinden kimseyi yanlarına yaklaştırmazlarmış…

Avcılar kutup ayılarını avlamak için ilginç bir teknik kullanırlarmış…

Bir baltanın ağzı iyice, ama iyice keskinleştirilirmiş. Sonra bu balta bir yere sabitlenir, üzerine sapını ve demirini tamamen kaplayacak şekilde fok balığı kanı sıvanırmış. Avcılar sonra da olay yerinden uzaklaşırlarmış.

Kan kokusunu alan kutup ayısı baltayı kolayca bulur ve yalamaya başlarmış. Yalarken farkında olmadan dilini baltanın keskin ağzına da sürtermiş. Hafif hafif kesilen dilden sızan kanlarla balta, yalaması daha da keyifli hale gelirmiş. Zavallı ayı, yaladıkça kanayan, kanadıkça yalayan diliyle bir sure sonra iyice kendinden geçermiş. Hem zevklenirmiş, hem bitkinleşirmiş.

Avcılar ise sürekli ayıyı gözlerlermiş. Kan kaybından iyice halsiz düşüp bayılmasını beklerler, bayılınca ayının yanına gidip elindeki silahları alnına dayarlarmış. Tek el ateşle ayıyı öldürürler, böylece deriye zarar vermeden avlama işlemini tamamlarlarmış.

22 Ağustos 2007 Çarşamba

Elizabethtown




















Bu filmi yeniden izlemek istiyorum..
Bir nevi hesaplaşma filmi, bence izleyen herkes kendince bir şeyler bulabilir. İkinci plana attığımız şeyler ve ikinci planda olduğumuz durumlar, önceliklerimiz ve sıradanlaştırdıklarımız...




11 Ağustos 2007 Cumartesi

Lil' Maaz - Kebab Ye (Mange du Kebab Turc version)

Bir gün yolda giderkene
Yolda gördüm bir kene
Kene bakti bane
Ve başladı konuşmayeeee

9 Ağustos 2007 Perşembe

Jessica'yı nasıl ararım?

Müthiş bir yazı dizisi pek yakında...
Ev telefonundan arkadaşını aramak isteyen bir gencin hazin öyküsü... Milletler arası görüşmeye açılmayı bekleyen bir hat, ilgili bir çağrı merkezi çalışanı, telekom müdürlüğü ve pek tabii ki ıslak imzalı, fotoğraflı bir başvuru belgesi... Hepsi bu yazı dizisinde yakında sizlerle...

Heyecan, korku, öfke, telaş, kızgınlık... Tüm bunları yazı dizisini okurken yaşayacağınıza emin olabilirsiniz...

Pazartesiden itibaren tepetaklak olmak için tepetaklak...

3 Ağustos 2007 Cuma

27 Temmuz 2007 Cuma

Gerçek Transformers

Geçenlerde filmini izledim. Adamlar uğraşmış, didinmiş, güzel güzel animasyonlarla filmi çekmiş ama bana nedense çizgi filmin verdiği zevki bir türlü vermedi. Sonradan düşündümde acaba heyacan yaratan şeylerden birisi şu girişteki müzik olabilir mi?

The Transformers,
More than meets the eye
Autobots wage their battle to destroy the evil forces of the deceptions
The Transformers
Robots in disguise
The Transformers
More than meets the eye
The Transformers

25 Temmuz 2007 Çarşamba

Sabiha Gökçen'den Pegasus

Geçen haftaPegasus havayolları ile Mersin'e gitmiştim. İlk defa Sabiha Gökçen havaalanını kullandım ve Pegasus ile uçmuş oldum. Bir kaç gözlemim oldu ki bundan sonra başka Pegasus ile uçacaklar varsa onlara da bir fikir vereyim isterim.

Öncelikle Pegasus ne kadar 25YTL'den başlayan fiyatlarla derse desin, bence bunun doğru olmadığına inanmak lazım. Adana uçağında ucuz bilet için istediğiniz kadar önce araştırmaya başlayın öyle bir fiyat göremeyeceksiniz. Benim en ucuz görebildiğim hafta için ters saatte 63YTL idi. Bir de yazdıkları fiyatların üstüne yakıt harcı, havaalanı vergisi, vs. ekleme muhabbetleri var ki bileti ödeme aşamasına gelene kadar tam olarak ne ödeyeceğinizi öğrenemiyorsunuz. Hem de bu ek ücretler her nasıl oluyorsa havayolundan havayoluna değiştiği için THY 10YTL fark ekliyor öyleyse Pegasus da 10YTL ekleyecektir gibi varsayımla da yaklaşmak mümkün değil.


Diyelim tarih ve fiyat değişkenlerine göre biletinizi belirleyip satın aldınız. Pegasus'un internet sitesinden duyurduğu gibi Sabiha Gökçen havalimanında ücretsiz otoparktan yararlanmak istiyorsunuz. Peki ama bu otopark nerede önce onu bulmanız gerekiyor. Çünkü bu ücretsiz otopark imkanından yararlanabilmek için normal otoparka değil, Pegasus'un otoparkına parketmeniz gerekiyor. Terminallerden biraz uzakta bulunan bu otoparka aracınızı parkettikten sonra servisler ile terminale gidebiliyorsunuz. Servisler 5'er dk aralıklarla çalıştığından otoparktan terminale ulaşım pek problem olmuyor. Ancak tavsiyem havaalanına biraz erken gidin ki otoparkta yer bulun. Çok büyük bir alan olmadığından sanırım haftasonu uçuşlarında yer kalmama durumu oluyor.


Terminale geldiğinizde uçak için check-in yaptırırken otoparktan aldığınız giriş kartını da onaylatmanız gerekiyor. Otoparka girişten itibaren 72 saat için park ücretsiz, ondan sonraki saatlerde ücretlendirilmeye başlanıyor. Geliş gidiş bilet almanız da bir şey farkettirmiyor, 72 saatten öteye ücret ödemeye başlıyorsunuz. Geliş gidiş bilet alan ile tek yön bilet alan arasında bir fark olması gerektiğini düşünüyorum ama Pegasus benimle aynı fikirde değil. Madem her 2 uçuşta da Pegasus'u kullanıyorum, otopark ücretini uçuş başına 72 saat olarak ayarlasalar keşke.


Peki aracınız parkedip terminale ulaştınız. Biraz da terminalden bahsedeyim. Sabiha Gökçen havalimanı şöyle rahat böyle kullanışlı, böyle ferah dediklerine bakmayın. 2 salon, 5 tane banktan öte hiç bir şey yok. Otobüs terminali ile tek farkı sadece uçakların yanaşıyor olması sanırsam. İyi ama ne bekliyordun ki diye soracak olursanız, uçak rötar yaptığında olan durumu aktarayım. Cuma akşamı 22.40'ta bineceğimiz uçak kalkışa 1 saat varken 1 saat ertelendiği bilgisi verildi. Diğer yolcular gibi ben de beklemeye başladım. sanırım 150 ila 200 kişi arasında bir kalabalık olduk. Aynı saatlerde THY'nın Ankara ve Pegasus'un İzmir uçağı da olduğundan terminali bir anda büyük bir kalabalık doldurdu. Diğer uçaklar için de kapı açılmadığından check-inden sonra bekleme alanından bu kalabalık dikilmeye başladı. Dikilmeye başladı diyorum çünkü polis kontrolünden geçip uçağa binmeden önceki salona kimseyi almadılar ve check-in sonrası olan bekleme yerinde de ancak 50kişilik oturma yeri olduğundan insanlar ayakta durmak zorunda kaldı. Çocukların koşuşturması, bebeklerin ağlamasını siz hayal edebiliyorsunuzdur heralde. Peki bu işten kim kazançlı çıkmış olabilir, bekleme yerindeki ufak kafetarya'nın bir satış patlaması yaşaması mümkün müdür sizce de?


Yaklaşık 1 saat daha geçtikten sonra diğer uçak yolcuları kontrollerden geçip uçaklarına bindiler ve yola çıktılar. Benim gibi bir 150 kişi daha Adana uçağını beklemeye devam ettik. Derken bizim uçağın yarım saat daha ertelendiği bilgisi verildi. Her nasıl oluyor anlamadım ama bu erteleme hep son dakikaya kalıyordu. Bir ara içecek ikram edileceği söylendi ama tabii biz polis kontrolünden geçip uçağa bineceğimiz salonda olduğumuzdan ve kafeterya diğer salonda kaldığından gidip de almak mümkün olmadı. Bir de yerimizden kalktığımızda oturmak için bekleyenleri görünce o anda kalkmamak kesinlikle daha iyi bir tercihti.


Ve biz 00.00 gibi uçağa alındık ve 00.30 gibi havalandık. Artık Pegasus çalışanları da sıkılmış olacaklar ki son yarım saatlik ertelemeden sonra bir bilgilendirme yapmadılar.


Uçak havalandıktan sonra yolcular sıkılmasın diye yapılan servis başladı. (Bir ara TV'de THY hosteslerinden birisi bu servislerin amacını böyle açıklamıştı. Azıcık içecek azıcık yiyecek kime yarar. ) Ama servis'in garipliği ikram edilen ürünlerin parayla sunulmasıydı. O sıralarda uyukladığım için bir şey almadım ama daha sonra şikayetvar.com'dan incelediğimde küçük su için 2YTL isteniyormuş, gerisini siz düşünün.


Ee pek tabii ki en ucuz havayolu olabilmek için birşeylerden kısmak gerekiyor, bunu da bence reklamlarında azıcık değinseler fena olmaz. Aynı uygulamayı Ikea da yapıyor belki ama bunu hizmeti alırken değil almadan önce öğrenebiliyorsunuz.


Uçak sonunda saat sabah 2'ye yaklaşırken Adana'ya indi. Adana-Mersin servisleri ile Mersin'e gidecektim. Servise bindim ve son şok dalgası. Servise uzun zaman önce ücret konulmuş. (Belki hep ücretliydi ama ilk defa bindiğim için kağıda yazdıkları "servisimiz 01.04.2007'den itibaren 5YTL ile ücretlendirilmektedir." ibaresine uyarak bunu söyleyebiliyorum.) Ücretli olması garip gelmedi ama bunu hiç olmazsa internet sitelerinde belirtmiş olsalardı yediğim kazığın boyutunu önceden bilmemi sağlayabilirlerdi.


Artık saat 3 olmuştu ki Mersin'e sağsalim varabildik. Kısa bir tatilden sonra aynı yolun tersi şeklinde İstanbul'a döndüm, tabii biraz daha az gecikme ile. Peki bundan sonra internet sitesinde uçaklarının zamanında kalkış oranını yayınlayan tek havayolu olan(?!) Pegasus'u tercih edecek miyim? Umarım böyle bir tercih yapmak zorunda kalmam.


Unutmadan bir de not, şikayetvar.com'da Pegasus için çok sayıda yazı yazılmış ama sanırım burayı takip etmiyorlar ya da edemiyorlar çünkü hiçbirisine henüz cevap dönülmemiş.

2 Temmuz 2007 Pazartesi

Akıl


Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında adamın biri sorar:

- Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?

Doktor;
- Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç şey veriyoruz. Bir kaşık, bir fincan ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz. Siz ne yapardınız?

Adam;
- Ooo! Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova, kaşık ve fincandan büyük.

Hayır, der doktor. Normal bir insan küvetin tıpasını çeker. Sadece bize sunulanlar dışında çözüm bulmaktır akıl...

1 Temmuz 2007 Pazar

Gürültüye Alternatif Çözüm

Yaşlı bir adam emekliye ayrılır ve kendine bir lisenin yanında küçük bir ev alır. Emekliliğinin ilk bir kaç haftasını huzur içinde geçirir ama sonra ders yılı başlar.

Okulların açıldığı ilk gün, dersten çıkan öğrenciler yollarının üzerindeki her çöp bidonunu tekmelerler, bağırıp çağırarak. Bu çekilmez gürültü günler sürer ve yaşlı adam bir önlem almaya karar verir.

Ertesi gün çocuklar gürültüyle evine doğru yaklaşırken, kapısının önüne çıkar, onları durdurur ve "Çok tatlı çocuklarsınız, çok da eğleniyorsunuz. Bu neşenizi sürdürmenizi istiyorum sizden. Ben de sizlerin yaşındayken aynı şekilde gürültüler çıkarmaktan hoşlanırdım, bana gençliğimi hatırlatıyorsunuz. Eğer her gün buradan geçer ve gürültü yaparsanız size her gün 1 lira vereceğim" der.

Bu teklif çocukların çok hoşuna gider ve gürültüyü sürdürürler. Birkaç gün sonra yaşlı adam yine çocukların önüne çıkar ve onlara şöyle der, "Çocuklar enflasyon beni de etkilemeye başladı, bundan böyle size sadece 50 kuruş verebilirim."

Çocuklar pek hoşlanmazlar ama yine devam ederler gürültüye. Aradan bir kaç gün daha geçer ve yaşlı adam yine karşılar onları.

"Bakın" der, "Henüz maaşımı alamadım bu yüzden size günde ancak 25 kuruş verebilirim, tamam mı?"

"Olanaksız bayım" der içlerinden biri, "Günde 25 kuruş için bu işi yapacağımızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Biz işi bırakıyoruz."


30 Haziran 2007 Cumartesi

Büyük İnsanlar Kuralı

Büyük hayranlık ve saygı duyduğunuz insanların derin düşüncelere daldığını gördüğünüzde, büyük olasılıkla öğle yemeğinde ne yiyeceklerini düşünüyorlardır.

29 Haziran 2007 Cuma

Bonus Trink Saat

Ürün güzel, şarkı güzel, reklam da güzel... Daha ne olsun :)

28 Haziran 2007 Perşembe

14 Haziran 2007 Perşembe

Ev Telefonunu ve ADSL Nakletmek

Diyelim ki taşındınız ve eski evinizde kullandığınız telefon hattınızı yeni evinize naklettirmek istediniz. İşe nereden başlayacaksınız, nereye başvuracaksınız? Aklınıza gelen bu ilk soruları tabii ki de Türk Telekom müşteri hizmetlerine sorabilirsiniz. Alo, merhaba, ben taşındım, telefonumu nasıl nakletttiririm?

Müşteri hizmetlerindeki yetkili size eski evinizdeki telefon hattınızın bağlı bulunduğu telekom müdürlüğüne giderek başvurmanızı söyler. Siz dersiniz ki imkanı yok, birincisi müdürlük nerede bilmiyorum, ikincisi çalışıyorum ve işyerinden bunun için izin almamın imkanı yok, üçüncüsü siz telekom şirketi değil misiniz ki bu işi telefon üzerinden yaptırmıyorsunuz... En azından faks göndereyim dilekçemi öyle halledin.

Bu işin telekom müdürlüğüne gitmeden hallolmayacağı üzerinde uzlaşmaya vardıktan sonra yollara düşüp telekom müdürlüğüne varırsınız.

Merhaba, ben telefonumu ve adsl bağlantımı nakletmeye geldim diyerek olaya girersiniz. Telekom müdürlüğünde çalışan memur size, eeee hayırlı olsun. Yeni eviniz bizim şebekeye mi bağlı diye sorar. Hayır dersiniz. Benim eski evim buradaydı... Olmaz o zaman der telekom memuru, yeni evinizin bağlı olduğu müdürlüğe gideceksiniz. Biz bilemeyiz ki buradan onların size vereceği numarayı...

Ne yapsanız da olmaz derler.... Bir şekilde yeni müdürlüğe gitmeden halletme yoluna gitmek ister ve telefon hattınızı nakil etmek yerine eski telefonunuzu kapatmak ve yeni başvuru yapmak üzerine anlaşırsınız. Yeni başvuruyu ne de olsa 444 1 444 ile yapmak mümkündür(!). Müşteri hizmetlerinden alacağınız yeni numara ile de adsl hattınızı bu yeni numaranıza taşıtabilirsiniz.

Adsl bağlantınızı da bu yeni numaranız üzerine alacak şekilde işe başlarsınız. Telefondaki müşteri hizmetleri yetkilisi sizden bütün bilgileri aldıktan sonra numaranızı bağlamak üzere evinize 3 gün içinde yetkililer gelecektir der. Yeni numaranızı da onlardan öğreneceksiniz diyerek olaya son noktayı koyar.

Peki adls taşıtmak için bana numara lazım, numarayı şimdi söyleyin deseniz de hiç bir sonuç alamazsınız. Ama olaya bu sefer de telekom müdürlüğünde çalışan memur devreye girer ve müşteri hizmetleri yetkilisi ile telefonda tartışmaya başlar. Sonuç sıfıra sıfır elde var bir yeni telefon hattı başvurusu şekline döner...

Herneyse derken telekom müdürlüğündeki amir bu sefer yeni müdürlüğü arayıp numarayı ister.. 5 dakika geçmeden başvuru sırasında verdiğiniz cep numaranız aranarak yeni numaranızı alırsınız.

Adsl hattınızı yeni numaranızıa bağlamak üzere sizden dilekçe alırlar ama anlaşılmadık bir şekilde de ayın başından bugüne kadar geçen süre içinde sizden kullanım ücretini alırlar. Durum anlaşılır ki aslında adsl hattınız da iptal edilmiş, yeni telefonunuza da yeni adsl bağlanmıştır. Ancak bu yeni adsl için sizden bağlantı parası almayacaklardır.

Ay sonunda her ne kadar yeni evinizin adresini on sekiz bir yanda yazmış olsanız da telefon ve adsl faturalarınız eski evinize yollanacaktır. Eski komşularınızın size haber vermesiyle faturalardan haberdar olacaksınız.

Faturalarınızı yatırmak üzere yine bir telekom bayiinde görüşmek üzere Türk Telekom topraklarından ayrılırsınız.

4 Haziran 2007 Pazartesi

Kampanyadaki Değişim

Geçen radyoda duydum müthiş(!) kampanyadaki değişimi. Kamyon için sadece 49lt yeterli olacakmış. Benzinciye gittiğimde de değişmiş afişi asmışlar.


Bakalım internet sitesini ne zaman değiştirecekler...


29 Mayıs 2007 Salı

Seçimler için istediklerim

1) Milletvekillerini seçerken partiye oy vermek yerine, istediğim adayın seçilebilmesi için oy vereyim. Parti yöneticilerinin hazırladığı liste içerisinden istediğim herhangi bir adayı meclise gönderebilmeliyim.

2) Bütün partilerin adaylarının geçmişte neler yaptıklarını, gelecek için ne vaadettiklerini görebileceğim, bilgi edinebileceğim internet siteleri veya gazeteler hazırlansın.

3) Vekillerin sadece mecliste milletvekilliğinden dolayı dile getirdikleri görüşleri için dokunulmazlık olsun, adi suçlar için bu dokunulmazlık kullanılamasın.

4) Seçilen vekiller bütün meclisin yeniden feshine gerek kalmadan değiştirilebilsin. Örneğin yıllık olarak vekiller seçmenlerinin önüne çıksın ve hesap versin, beğenilmeyen vekil meclisten çekilerek yerine yenisi gönderilsin.

5) Vefat eden ya da milletvekilliğinden istifa eden vekillerin yerine yenileri hemen zaman kaybetmeden seçilsin ki o seçmenlerin de mecliste temsilcisi bulunabilsin.

Şimdilik 5 madde yazdım ancak devamı geldikçe ekleyeceğim.

10 Mayıs 2007 Perşembe

Kampanya dediğin böyle olur


BP'nin son dönemde başlattığı müthiş(!) kampanyaya dikkat çekmek istiyorum. Önce internet sitelerinde kampanya ile ilgili verdikleri bilgiyi yazayım.


-------------

Şimdi BP'de hem kocaman hem de koskocaman kamyonlar var!

199* litre akaryakıt alan herkese 1:43 küçük kamyon 5 YTL'ye
299* litre akaryakıt alan herkese 1:23 büyük kamyon 9 YTL'ye hediye!



Kampanya koşulları
Bu kampanya 18 Haziran saat 23:59’a kadar kampanyaya katılan BP istasyonlarında, sadece PEŞİN ve KREDİ KARTLI akaryakıt alımları için geçerlidir. BP TAŞITMATİK müşterileri kampanyaya katılamaz. Kampanyada, AYNI BP İSTASYONUNDAN aldığınız kuponların toplamı akaryakıt ürünleri için 199 Litre veya BP Auto LPG için 399 Litre’ye ulaştığında sadece 5 YTL (KDV dahil) katılım payı ödeyerek 1 adet 1:43 ölçekte KÜÇÜK KAMYON, 299 Litre veya BP Auto LPG için 599 Litre’ye ulaştığında sadece 9 YTL (KDV dahil) katılım payı ödeyerek 1 adet 1:32 ölçekte BÜYÜK KAMYON almaya hak kazanırsınız. Kamyon’larınızı 18 Haziran 2007 tarihine kadar KUPONLARI ALDIĞINIZ BP İSTASYONUNA ibraz ederek alabilirsiniz. Farklı BP istasyonlarından alınan kuponlar BİRLEŞTİRİLEMEZ. Arkası kaşeli ve imzalı olmayan kuponlar GEÇERSİZDİR.

Kampanya stoklarla sınırlıdır ve katılanlar yukarıdaki şartları kabul etmiş sayılır.


--------------


Sağolsunlar varolsunlar ki her seferinde aynı istasyona gidip 199 litre benzin aldıktan sonra 5YTL'ye kamyon kazanmaya hak kazandırıyorlar.
Kabaca bir hesap yapsak; litresi 3ytl olan benzinden 200 litre aldıktan sonra 600YTL ödemiş olacağız. Bunun karşılığında sadece 5YTL ödeyerek müthiş(!) BP kamyonunu kazanıyoruz.
Tarih konusuna değinmeye gerek var mı bilmiyorum ama kampanyanın başlangıcından 18 Haziran'a kadar 1.5 ay süre olsa demek ki her hafta 33 litre benzin almak gerekecek.
Arabadan inmeyip hemen litre litre benzinimizi alalım ama sakın yoldaki herhangi bir BP'de durmayalım, hep aynı istasyona gidelim.
Müşteriyi ne de güzel bağladılar...

www.uspayi.com